Baran: “Sahadan gelen sesler, işletmelerin finansman sıkıntısı içinde olduğunu gösteriyor”

28 Ağustos 2026- Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Türkiye’de yaklaşık üç yıldır enflasyonla mücadeleyi önceleyen bir ekonomik programın uygulandığını

Baran: “Sahadan gelen sesler, işletmelerin finansman sıkıntısı içinde olduğunu gösteriyor”

enflasyonun da beklentilere uygun şekilde aşağı
yönlü ivme gösterdiğini hatırlatarak, “Enflasyonla mücadeleyi son derece
önemli buluyoruz. Fiyat istikrarı sağlanmadan kalıcı refahın, öngörülebilir
yatırım ortamının ve sürdürülebilir büyümenin mümkün olmadığının
farkındayız. Ancak sahadan gelen sesler, finansman ihtiyacı nedeniyle
işletmelerin sıkıntı içinde olduğunu gösteriyor. Finansman ihtiyacı büyük,
ancak maliyet çok yüksek. İşletmeler kaynak yetersizliği nedeniyle işletme
sermayesinden tüketiyor ve haliyle sermaye ihtiyacı daha da büyüyor” dedi.
Ankara Ticaret Odası’nın 29. Dönem Ağustos ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis
Başkanı Mustafa Deryal başkanlığında gerçekleştirildi. ATO Başkanı Gürsel
Baran, Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmada ekonomiye ilişkin
değerlendirmelerde bulundu.
“FİNANSMAN İHTİYACI BÜYÜK”
ATO Başkanı Gürsel Baran yaptığı konuşmada, 2.100’ü aşkın alanda faaliyet
gösteren 170 bini aşkın Ankara Ticaret Odası üyesinin 68 meslek komitesinde
temsil edildiğini hatırlatarak, gerek üye ziyaretleri sırasında gerekse komite ve
meclis üyeleriyle görüşmelerinde KOBİ niteliği taşıyan işletmelerin finansman
ihtiyacı başta olmak üzere bazı konular nedeniyle sıkıntılı bir süreç yaşadığının
anlatıldığını söyledi. Hükümetin enflasyonla mücadeleyi merkeze alan bir ekonomi
programı uyguladığını hatırlatan Baran, enflasyonun da beklentilere uygun şekilde
aşağı yönlü ivme gösterdiğini kaydetti. Baran, “Enflasyonla mücadeleyi sonderece önemli buluyoruz. Fiyat istikrarı sağlanmadan kalıcı refahın,
öngörülebilir yatırım ortamının ve sürdürülebilir büyümenin mümkün
olmadığını farkındayız. Ancak sahadan gelen sesler, finansman ihtiyacı
nedeniyle işletmelerin sıkıntı içinde olduğunu gösteriyor. KOBİ’lerimizin
finansman ihtiyacı büyük, ancak maliyet çok yüksek. İşletmeler kaynak
yetersizliği nedeniyle işletme sermayesinden tüketiyor ve haliyle sermaye
ihtiyacı daha da büyüyor” diye konuştu.
KOBİ’lerin finansman talebini sadece ‘kredi talebi’ olarak görmenin doğru
olmayacağına dikkat çeken Baran, “İşletmelerin hammadde alması, maaş
ödemesi, makinesini yenilemesi, ihracat yapabilmesi, dijitalleşmesi ve yeşil
dönüşüme hazırlanması için finansmana ihtiyacı var” dedi.
-“FİNANSMANIN MALİYETİ KATMA DEĞERİN ÖNÜNE GEÇTİ”-
Finansman maliyetlerinin işletmeler üzerindeki etkisine dikkat çeken Baran,
“Finansmanın maliyeti, işletmenin üretebileceği katma değerin önüne
geçtiğinde sistem çalışmıyor. Bırakın büyümeyi, mevcudu korumayı
başaramıyor” dedi. Ekonomik büyüme için işletmelerin yatırıma kaynak
ayırabilmesi gerektiğine dikkat çeken Baran, “KOBİ’lerin sermayesini yatırıma
değil, günlük faaliyetini çevirmeye harcadığı bir ortamda ekonomik
büyümenin kalıcı olmasını bekleyemeyiz” diye konuştu.
İşletmenin finansman ihtiyacı için bankaya başvurduğunda geçmiş dönem
bilançosuna bakıldığını anlatan Baran, “Finansmana erişimde yalnızca geçmiş
dönem bilançosuna değil, işletmenin üretim kapasitesine, siparişlerine,
ihracat potansiyeline ve oluşturduğu istihdama da bakılmalı. Bugün
finansmana ulaşamadığı için küçülen sağlam bir işletmenin bilançosunun
da sağlam kalmasını beklemek gerçekçi değildir” diye konuştu.
-MALİYET ARTIŞLARI FİYATLAMA YAPMAYI ZORLAŞTIRIYOR-
Baran, reel sektörün küresel gelişmelerin de etkisiyle yüksek maliyetlerle karşı
karşıya kaldığına da dikkat çekerek, “Enerji maliyetleri yüksek. Vergi oranları
işletmelerimizin omuzlarında ciddi ağırlık oluşturuyor. İstihdam üzerindeki
yükler çok fazla. İstihdam ettiğiniz bir kişi için neredeyse bir kişilik daha
ücreti, prim ve diğer kalemler olarak ödüyorsunuz. İç talepteki yavaşlama
bazı sektörlerimizin iş hacmini aşağı çekiyor. Vadeler uzuyor, tahsilatlar
zorlaşıyor. Bir taraftan maliyet artarken, diğer taraftan fiyatlama yapmak
zorlaşıyor” dedi.-KOBİ DEMEK, TÜRKİYE EKONOMİSİ DEMEK -
KOBİ’lerin Türkiye ekonomisindeki yerinin önemine dikkat çeken Baran,. Baran,
“Ticaret elbette risk işidir. Ticaret erbabı bu riski bilerek işletmesini açar.
Ancak bugün yaşanan bu tablo üyelerimizin risk hesaplama tablosu değil.
Tüm dünyada işletmeler finans kuruluşlarıyla çalışır. Bizde de aynı şekilde
olması gerekir. Ancak bugün üyelerimiz ve bankalar aynı noktada
buluşamıyor. Bunu Anadolu’da birkaç işletmenin sorunu olarak da
görmeyelim lütfen. KOBİ demek, Türkiye ekonomisi demek. Ülkemizdeki
işletmelerin yüzde 99’unu KOBİ’ler oluşturuyor. Üretimde, ticarette,
ihracatta, istihdamda KOBİ var. Türkiye’nin kalkınmasının temelinde KOBİ
var.” KOBİ’lerin yalnızca işletme büyüklükleri üzerinden değerlendirilmemesi
gerektiğinin altını çizen Baran, bu işletmelerin Türkiye’nin yıllar içinde oluşturduğu
ekonomik birikimin önemli bir parçası olduğunu belirtti. Baran, “Yıllar içinde
sermaye biriktirmiş, insan yetiştirmiş, müşteri edinmiş, pazar oluşturmuş,
üretim bilgisi kazanmış, vergi ödemiş, istihdam sağlamış on binlerce
işletmeden söz ediyoruz. Bunların her biri Türkiye’nin yıllar içinde
oluşturduğu hazinesidir” dedi.
-OVP İLE KOBİ’LER GÜÇLENDİRİLMELİ-
İş dünyası olarak yakın zamanda açıklanması beklenen 2027-2029 dönemini
kapsayacak yeni ‘Orta Vadeli Program’dan beklentilerini dile getirerek, “Biz iş
dünyası olarak yeni OVP’de makroekonomik hedeflerin yanı sıra, KOBİ’nin
nasıl güçlendirileceğine dair yol haritasını da görmek istiyoruz. İş insanları
olarak, işletmelerimiz için biz de üç yıl sonrasını planlayabilmek istiyoruz.”
dedi.
Kalıcı fiyat istikrarının güçlü bir üretim ekonomisiyle mümkün olabileceğini
hatırlatan Baran, “Üretimin ve ticaretin zayıfladığı ortamda enflasyonu kalıcı
biçimde yenemeyiz. İşletmelerin istihdamdan uzaklaştığı ortamda refahı
artıramayız. Yatırımın durduğu yerde ekonomiyi büyüyemeyiz. KOBİ’nin
küçüldüğü ortamda büyük ekonomi haline gelemeyiz. Bugün aciliyetle
atılması gereken ilk adım, ülkemizin vatansever girişimcilerinin yıllar
içinde büyük emeklerle oluşturduğu üretim, ticaret ve ihracat kapasitesini
korumasına destek olmaktır.”
-“DÜŞÜK MALİYETLİ İŞLETME SERMAYESİ KREDİLERİ DEVREYE ALINMALI-
KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik daha önce de dile
getirdikleri önerileri hatırlatan Baran, işletmelerin en acil ihtiyacının işletme
sermayesi olduğunu belirterek, “KOBİ’lerimiz için düşük maliyetli işletme
sermayesi kredileri devreye alınmalı. Özellikle üretim yapan, ihracatgerçekleştiren ve istihdamını koruyan işletmelerimiz için uygun maliyetli,
uzun vadeli ve mümkünse belirli bir süre geri ödemesiz finansman
modelleri oluşturulmalı” dedi.
-VERGİ GELİRİNİN ARTMASI İÇİN ÜRETİM VE TİCARET ARTMALI-
Konuşmasında vergi uygulamalarından bahseden Baran, vergi gelirlerinin
artmasının ilk koşulunun üretim ve ticaretin çarklarının güçlü dönmesi olduğunu
söyledi. Vergi oranlarının yüksekliği konusunda üyelerin görüş bildirdiğini anlatan
Baran, vergi gelirlerinin artırmanın en sağlıklı yolunun vergi ödeme gücüne sahip
işletmelerin sayısını artırmaktan geçtiğini söyledi.
-VERGİDE ÖDÜLLENDİREN SİSTEME İHTİYACIMIZ VAR-
Vergi tabanının genişletilerek, kayıt dışılıkla mücadelenin güçlendirilmesi gerektiğine
vurgu yapan Baran, “Kayıt içinde kalmanın maliyeti, kayıt dışında kalmanın
maliyetinden yüksek olmamalı. Kurallara uyan, çalışanını sigortalı istihdam
eden, vergisini zamanında ödeyen işletmeyi cezalandıran değil;
ödüllendiren bir sisteme ihtiyacımız var” dedi.
-PRİM VE VERGİ TEŞVİKLERİ GÜÇLENDİRİLMELİ-
Özellikle emek ve enerji yoğun sektörlerimiz açısından maliyetlerin ciddi bir rekabet
unsuru haline geldiğine vurgu yapan Baran, “İşveren üzerindeki maliyetlerin
azaltılması, örneğin, istihdamı koruyan işletmelere yönelik prim ve vergi
teşviklerinin güçlendirilmesi sağlanmalıdır. Enerji yoğun sektörlerde de
üretim ve ihracatı destekleyen mekanizmalar geliştirilmelidir” dedi.

Haber Merkezi
31.08.2026

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz

Diğer Haberler