“İşsizlik yok ama karsızlık var”

GAGİAD Başkanı Taner Özdurak, “ İşsizlik yok ama karsızlık var. Şu anda en büyük sorunumuz karsızlık” dedi.

“İşsizlik yok ama karsızlık var”

 

 

     GAGİAD Başkanı Taner Özdurak, “ İşsizlik yok ama karsızlık var. Şu anda en büyük sorunumuz karsızlık. Bizim daha kabul edilebilir rekabet koşulu çerçevesinde ‘komşum satmasın ben satayım’ düşüncesinden uzaklaşıp iç piyasa ve ihracatımıza devam etmemiz gerekiyor.” dedi.

    Gaziantep Genç İşadamları Derneği (GAGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Taner Özdurak, ekonomide kuralların değiştiğine dikkat çekerek, “Artık ekonomide 2003 veya 2004 yıllarındaki kurallar değişiyor. Eskisi gibi para bol değil, kaynağa ulaşmak da kolay değil.” dedi.

    GAGİAD olarak beyin fırtınası da yaptıklarını vurgulayan Taner Özdurak, “Bakıyoruz ihracat oranında düşme, elektrik kullanım oranında azalma ve sanayi kapasite kullanım oranında herhangi bir azalma yok. Demek ki, işsizlik yok, karsızlık var. Şu anda en büyük sorunumuz karsızlık. Bizim daha kabul edilebilir rekabet koşulu çerçevesinde ‘komşum satmasın ben satayım’ düşüncesinden uzaklaşıp iç piyasa ve ihracatımıza devam etmemiz gerekiyor.” diye konuştu.

     Komşularla ticari ilişkilerin daha da geliştirilmesi gerektiğine dikkat çeken Taner Özdurak, Ortadoğu Business’in sorularını şöyle yanıtladı:

 

     GAGİAD’ ın kuruluş ve gelişme süreci hakkında bilgi verebilir misiniz?

 

     Gaziantep Genç İşadamları Derneği (GAGİAD),44 girişimcinin bir araya gelmesi ile bugün Gaziantep’in en güzide ve en köklü sivil toplum kuruluşu olarak 1993 yılında temellerini atmıştır.GAGİAD,Gaziantep’e 22 yıldır sivil toplum kuruluşu anlamında birçok değer katmıştır. Doğru ve ilkeli duruşu, çalışkanlığı, pozitif düşüncesi, yapıcı olması, şehrin dinamiği içerisinde hareket etmesi GAGİAD’ ın Gaziantep’e kazandırmış olduğu en önemli değerlerin başında gelir.22 yıl önce 44 kurucusu ile işe başlayan derneğimiz bugün 250 üye ile yaşamına devam ediyor. Bizim en büyük artılarımızdan bir tanesi derneğimiz 1993 yılında kurulurken yönetim kurulu ile beraber kadınlar kurulunun da kurulmuş olmasıdır. Kadınlar bize her zaman gerek çalışma hayatımızda, gerek sosyal hayatımızda dinamikleri doğru kurgulayabilmemiz için hep destek oldular. Biz hep erkek egemenliğinin yürümeyeceğini belirtiyoruz. Kadınlar Kurulumuz; şehrin kültürel, sosyal ve çalışma hayatı için vazgeçilmez projeler yapmışlardır.Kadının gerek iş yaşamında, gerek aile yaşamında, gerek sosyal yaşamda, gerekse de toplum yaşamındaki sorunlarını ortaya çıkarmışlardır. Türkiye’de iş adamları dernekleri içerisinde ISO belgesi sahibi ilk derneğiz.

 

     GAGİAD’ın gerçekleştirdiği ve gerçekleştireceği önemli projelerden bahseder misiniz?

 

     Bunu şu şekilde anlatmak gerekir. 2000 yılında yaptığınız bir proje ile yaptığınız bir sunum veya yaptığınız bir söyleşi o günkü yaptığınız sorun ve şartlar ile bugün bir değil. Bizim kendi ödül törenimiz, insanlara sunduğumuz birtakım eğitim çalışmalarımız, konferanslarımız günün eksikliklerine göre, ihtiyaçlarına göre yapmış olduğumuz çalışmalar var. Yani geriye dönüp bakıyoruz biz şu dört yılda KOSGEB destekli 300’e yakın girişimci yetiştirdik. Bu girişimcileri yetiştirirken bunların bir tanesini topluma kazandırabilirsek bu insan bir işletme sahibi olursa işte bu bizim en büyük kazancımız olur. Bu bizim topluma vereceğimiz en büyük değer. Gerçekten de bu konuda çok çok iyi girişimciler yetiştirdiğimize inanıyorum. Yönetici asistanlığından tutun da toplum içerisinde konuşmaya kadar. Yine İpekyolu Kalkınma Ajansıyla fizibilite önemini anlattık. Milyonlarca paramızı yurt dışına harcamadan önce cüzi paralar harcayarak arz talep dengesini,maliyeti karlılığı ile ilgili bir proje geliştirdik.

 

    Gaziantep’te Türkiye ekonomisinden bahseder misiniz? Sizce ekonomi nasıl?

 

     Ekonomide kurallar sürekli değişiyor. 2003 veya 2004 yıllarındaki ekonomi kuralları artık değişti. Eskisi gibi para bol değil. Kaynağa ulaşmak da kolay değil. Biz burada beyin fırtınası da yapıyoruz. Bakıyoruz; belli oranda ihracatın düşmemesi, elektrik kullanımının azalmaması, sanayi kullanım kapasite oranının azalmaması gibi.Demek ki işsizlik yok ama karsızlık var. Şu anda en büyük sorunumuz karsızlık. Bizim daha kabul edilebilir rekabet koşulu çerçevesinde “komşum satmasın ben satayım’’ düşüncesinden uzaklaşıp iç piyasa ve ihracatımıza devam etmemiz gerekiyor. İşsizlik olur, rakamlar düşer, enerji kullanımı ve kapasite kullanımı %50 düşer ve bu düşüşler ihracat rakamlarına yansır, o zaman anlarız. Şimdi bunların hiçbirinde bir kayıp yoksa bir kaçak var demektir. İşte bu kaçak karsızlıktır. “Karsız eli keserler” bizim ticarette yüzyıllardır söylenen bir sözümüzdür bu. Biz kar etmek zorundayız. Ama bazı sektörlerdeki aşırı yığılma yüzünden ve arz talep dengesine baktığınız anda daha fazla arz yapıldığı için karı müşteri belirliyor. Ekonomide en kötü taraf karı müşterinin belirlemesidir. Ya biz piyasada talebin daha fazla, arzın daha az olduğu noktalara yöneleceğiz ya da burada birazcık üretimi kısarak talebi karşılayacağız. Bu sadece Gaziantep’te değil, Türkiye ve dünya senaryosunda da böyle. Son bir yılda petrol arzına bakın, herhangi bir azalma var mı?Yok. Kullanımında bir azalma var mı? Yok. Demek ki petrolde alternatif bir enerji kaynağı var ki bu kadar azalma görülmüyor. Bu durumda bazı siyasi faktörler neden olabilir. Onu bir köşeye koyuyoruz 110, 120 dolarlık petrolün biraz daha geriye gidip 2008 de 150 dolarlık petrolün 30 dolara gelmesi gibi… Talep aynı, arz aynı ama fiyat 2 katı. Demek ki alternatif bir enerji kaynağı girmiş veya giriyor.

 

    Ortadoğu ülkelerinde yaşanan olayların ekonomisine etkileri neler oldu?

 

     Gaziantep olarak özellikle en son Suriye’de yaşanan olaylara ve Ortadoğu’da Arap baharı diye başlayıp Lübnan, Mısır, Suriye, Yemen ve Tunus’ta Arap dönemine bakacak olursak Gaziantep olarak bunu Gaziantep’te iş yapan, hizmet üreten, insanların o girişimcilik ruhuyla farklı alternatif pazarlar bularak oradaki kayıplarını bir şekilde kapattı. Ama bu kalıcı bir çözüm değildi. Çünkü Türkiye olarak bizim için komşularımız ve ticaret gerçekten çok önemli. Çünkü biz bölgemizin parlayan yıldızıyız. Bakın etrafımızdaki komşu ülkelere bunların içerisinde en parlak yıldız Türkiye’dir. Ve bu yıldızın komşularıyla ticari faaliyetlerini, ilişkilerini kesmesi hem komşularımız için bir zarar hem de bizim için bir zarardır. Maddiyattan bir adım daha öteye gittiğimizde çok güçlü akrabalık bağlarımız olan komşularımız var. Örf, adet, gelenek ve göreneklerimizin bile neredeyse aynı olduğu komşularımız var. Bu komşularla ilişkilerin çok daha iyi olmasını, karşılıklı anlayış, hoşgörü içerisinde olmasını elbette isteriz. Ama tabi bu ülkenin dik ve onurlu duruşu ile bazı şeylerden ödün verilebilir anlamına gelmiyor. Ama şunu da yapmak gerekiyor bu alternatifler sürekli olamayabilir. Bunun da hazırlıklarını yapmak gerekiyor. Ortadoğu’da dost ve kardeş olan ülkelerin, halkların da tekrar barışa ve huzura ulaşmasını istiyorum. Çocukların ve insanların kanının akmamasını istiyorum. Müslüman dünyasında kanın durmasını istiyorum. Benim içtenlikle yaptığım dualarımdan bir tanesi budur. Sonra ikinci olarak da onlarla tekrar çok hızlı bir şekilde ticari ilişkilerimizin başlamasını istiyorum. Bu 2013, 2014 yılında gerek ülke ekonomisine gerekse bölge ekonomisine kötü yansıdı. Ama inşallah önümüzdeki süreç hızlı bir şekilde çözülür ve tekrar olumlu yansımalarını ülke olarak yaşarız. Yoksa bu bölgede yaşanan olumsuzlukların gerek insani gerekse ticari olarak yansımıyor demek gerçekçiliğin çok dışında olur.

 

    Irak kapısının kapanması güneydoğu bölge ekonomisini nasıl etkiledi?

 

    Bu birtakım rakamlara yansıyor. Özellikle bu rakamlar ocak, şubat aylarında rakamsal olarak görünecek. Devletin bekası için her şeyin yapılması gerekiyor. Tabi bu süreçte zorlanabilir miyiz?Evet,zorlanırız. Alacağı, borcu, ihracatı olan kardeşlerimize Allah yardım etsin. Devletimizin de bu konuda var olan destekleri varsa hızlı bir şekilde hayata geçirmesi gerekir. Firmaların para kazanması değil de en azından orada borç alacak dengenin yapılanmasının sağlanması, Türkiye’de var olan firmaların mutsuz bir son ile karşılaşmasını engelleyebilir. Ben de 5-6 ay içerisinde oradaki ticari faaliyetin normal seviyelerinde ilerleyeceğine inanıyorum. Dünya piyasasındaki firmalar İran pazarına taşınmadan önce en yakınındaki üreticiler olarak bizim onlara ulaşıp oradaki ticari faaliyetten mümkün olduğu kadar çok faydalanmamız gerekiyor. Tabi ki kapı ilelebet kapalı olacak değildir. Ama bu süreçte üretici ve ihracatçılara olumsuz etkisinin minimum seviyelere indirilmesi için desteklere ihtiyaçları var.

 

    İş dünyası olarak Suriyelilere çalışma izninin verilmesini nasıl karşılıyorsunuz?

 

    Bu konu Suriyeliler geldiğinden beri çok konuşuluyor. Şimdi kabul edilebilir bir durum var ki oradan gelen kardeşlerimiz sonuçta artık Türkiye’deler. Geri dönerler veya dönmezler onu bilemem ama bildiğim bir şey var ki bu insanların çalışması gerekiyor.Boş duran insan kendini farklı yollara iter. Suriyeli kardeşlerimize çalışma izni verilmeli ama ölçülü, kontrollü ve belli bir kotası olacak şekilde olması taraftarıyım. Bu yüzden Suriyeli kardeşlerimizin çalışmaları ile ilgili altyapının hazırlanması şart. Ama bu Türkiye’deki Türk vatandaşlarının çalışmasını engelleyecek bir sistemde olmamalıdır. Toplumsal barış her zaman ön plandadır. 

   

Son olarak Gaziantep’teki genç iş adamlarına tavsiyeleriniz neler olur?

 

    Sadece sanayici değil, bizim hizmet sektörü dediğimiz restorandan otele, giyim mağazasından eğlence mekanları dediğimiz yerleri işleten insanlara kadar A’ dan Z’ ye kim ne iş yapıyorsa herkes için tavsiyem var; çünkü bunların hepsi artık jenerasyon değişikliği ile gençlerin üzerinde. Benim onlara tavsiyem birincisi ,bananeci olmayalım. İkincisi, en az iki sivil toplum kuruluşuna üye olalım, bu sayede oturup toplumumuz için yeni fikirler üretebiliriz. Üçüncüsü, bir hobimiz olsun.Zaman zaman bu dünyadan çıkıp, kafamızı boşaltıp farklı dünyaya gidebilmemiz gerekir. Dördüncüsü, katılımcı olmalıyız. Siz bir sivil toplum kuruluşuna üye olabilirsiniz ama ofisinizde oturup kendi kendinize düşünmeniz sizi farklı kılmaz. Katılımcı olduğunuz sivil toplum kuruluşlarında fikirlerinizi paylaşmanız belki de yüzlercesinin faydalanması anlamına gelebilir. Bu dört temel maddeye dikkat etmelerini istiyorum ve bunu bir nasihat gibi değil ,benim de kendileri gibi genç bir iş adamı olarak söylediğimi bilmelerini isterim.

 

 

 

 

Haber Merkezi
25.03.2016

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz

Diğer Haberler